27 Kasım 2012

33 Varyasyon / Tiyatro

Ankara Devlet Tiyatrosu oyunlarına her zaman olumlu bir ön yargıyla gitmişimdir. Profesyonellik, kostüm, dekor her şey bir başka oluyor Ankara oyunlarında.
Bu kez de isminin bana hiç bir şey çağrıştırmadığı bir oyuna gittim. 33 Varyasyon... 
Nedir bu 33 varyasyon ona bakalım. Çünkü oyun bunun üstüne kurulu.
"Beethoven'in op 120 numaralı eseri. Anton diabelli'nin bir valsi üzerine 33 varyasyonu içermektedir." (bkz.müzikal sözlük)
Anton Diabelli nin zamanının çok yetenekli bir bestecisi olduğu söylenemez. 50 sn lik bir vals yazmıştır ve Beethoven bu "sıradan" eserin varyasyonlarını yapmayı kabul eder. Ve sonunda birbiri içinde bir bütünlük oluşturan 33 varyasyonu bestelemiştir. En karmaşık ve uzun bestelerinden biridir Beethoven ın. 
Hangi eser derseniz ve belki de yazımı okurken dinlemek buyrun burada:


İşte oyunumuz burada başlıyor... Hastalığı yüzünden giderek tükenen müzikolog bir kadın,Beethoven gibi bir müzisyenin  bu sıradan vals ın varyasyonlarını yapmayı önce reddetmişken, sonra kabul edip neden bu kadar uğraştığını bulmak istemektedir. 
Bu yüzden çok da sıkı ilişkilerinin olmadığı kızını, hastalığı yüzünden endişe içinde bırakıp New York tan Bonn a gitmektedir. Ve Beethoven ın nedenini bularak tahminlerinin ötesinde bir durumla karşılaşmaktadır. Çok fazla olayın olmadığı bu oyunda bol bol Beethoven ın varyasyonlarını dinlemeniz mümkün. Klasik müzikten nefret edenlerin gitmemesi gereken bir oyun. Ben mi? Hobilerim arasında klasik müzik dinlemek yoktur ama sevmem de diyemem. 
 
Genel olarak oyun hakkında bir fikir verdikten sonra dikkatimi çeken noktalara değinmek istiyorum. İlki hem Beethoven, hem müzikolog un hayatlarından zaman kesitleri gösterildiği için dekorun sürekli değişmesi şart. Ancak bu gibi oyunlarda gördüğüm her sahneye uyan büyük ve genel dekorlar, dönen sahneler dışında bu sefer iki katlı bir sahne yapılmıştı ve yanlara doğru kayan kapılar yapılmıştı her sahne için. Oldukça çarpıcıydı. Özellikle arka planların yansımalarla yaratılması hem derinlik hem zenginlik katmıştı doğrusu. Yeri geldiğinde notaların uçuşması, yeri geldiğinde bir bina, kimi zaman da kafa karışıklıklarını anlatan karmaşık desenleri izlemesi keyifliydi. Sürgüler çekilirken çıkan ses dikkat dağıtıcı olsa da...
Ancak bu oyunda izlemesi en keyifli şey kuşkusuz İpek Çeken in kusursuz oyunculuğuydu. Bir ara Ankara Devlet Tiyatrosu müdürlüğü de yapmış olan bu oyuncu oyunun çoğunu zaten sırtlıyor ve oyunculuğuna hayran bırakıyor.
Oyunda Beethoven hakkında daha fazla ayrıntı görmeye çalıştım ancak pek başaramadım... Agresif, kendi sanatsal bunalımlarında olan bir Beethoven dan fazlasını göremedim doğrusu.
Oyun boyunca çok fazla olay örgüsü beklemeyin genelde soyut kavramları düşünmenizi sağlıyor. Ölüm, sevgi, bağlılık, insana verilen değer gibi...
Belki bir baş yapıt değil ama gerek İpek Çeken in oyunculuğu gerek Beethoven a karşı merak uyandırması bakımından güzel bir oyundu. 

Son olarak Beethoven hakkında bir kaç bilgi:

Beethoven (1770 -1827)

                                                                                                                                                                       
" Çocuklarınıza erdemli olmayı öğretin, insanlığı ancak bu mutlu kılar. "

Üzerinde çalıştığı her müzik formunda reform yapan tek besteci olan Beethoven, müzik tarihindeki en büyük isimlerden biridir.

Beethoven ailesinin kökleri Belçika’da bulunan Brabant’a dayanır. Dedesi Köln elektörünün hizmetine şarkıcı olarak girince Bonn’a yerleşmiş, daha sonra ise hiç beste yapmamasına rağmen müzik direktörü olmuştur.

Alkole karşı olan zaafıyla bilinen Beethoven’in babası Johann da saray müzisyeniydi. Aynı Mozart’ın babasının yaptığı gibi oğlunun yeteneklerini sömürmek istemişti; ancak Beethoven’in güçlü kişiliği buna hiçbir zaman izin vermedi. Daha sonraki donemde Beethoven’ın ihtilalci kimliğinin oluşmasında çocukluğunda gördüğü baskının rolü büyüktür. Beethoven kendisini saray veya aristokrasinin değil bütün herkesin sanatçısı olarak görüyordu. Bu nedenle ömrünün çok kısa bir bölümünde sarayın hizmetinde çalışmış, bağımsız güç olarak kendi ayaklarının üzerinde kalmıştır.

İlk müzik eğitimini babasından aldıktan sonra, 1779’da Christian Gottlob Neefe’yle çalışmaya başladı. 1783’te ilk bestesi olan Dressler’in Marşı Üzerine Çeşitlemeler Neefe’nin yardımıyla yayımlandı. 1786’da Viyana’ya yaptığı ziyaretin ardından, annesinin olumu üzerine Bonn’a geri döndü ve Kont Walstein’ın hizmetine girdi. 4 yıl boyunca kontun orkestrasında viyola çaldı.

1792 Bonn gezisinde Beethoven’in bestelerini gören Haydn, Ludwig’i beraber çalışmak için Viyana’ya davet etti. Bu davet üzerine Viyana’ya yerleşen Beethoven ölene değin bu şehirde yaşamıştır. Müziğin iki büyük isminin anlaşması kolay değildi. Bu nedenle Beethoven, Haydn ile uzun süre çalışma imkânı bulamadı. Besteci olarak tekniğini geliştirmek için Schenk’ten, kontrpuan ustası Stephansdom’dan ve Albrectsberger’den müzik tekniği; Salieri’den vokal kompozisyon dersleri aldı.

1798 yılında Beethoven işitme problemleri yaşamaya başladı. Bu tarihten itibaren 21 yıl boyunca hiç kimseyle iletişim kurmadı. Ancak 1819 yılına gelindiğinde yazarak insanlarla diyalog kurmaya başladı. 21 yıl boyunca çekilen yalnızlık çok derin acılar yaşamasına neden oldu. Beethoven bütün senfonilerini işitme problemi yaşamaya başladıktan sonra bestelemesi de dikkate değer bir olaydır.

Beethoven ömrü boyunca birkaç kadını sevmesine rağmen hiç evlenmemiştir. Bunlar içinde evlenmeye en çok yaklaştığı ve en çok sevdiği Ölümsüz Aşık’tır. Kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte bu kadının, Frankfurtlu bir tüccarın karısı olan Antonie Brentano olduğu sanılmaktadır. Sevdiği kişiye kendini bütünüyle veren Beethoven, Diabelli Varyasyonları’nı Ölümsüz Aşkı’na adamıştır.

Beethoven her sabah gün ağarırken uyanır, öğlen üçe kadar çalışırdı, Yemeğin ardından yaz, kış demeden kar da yağsa, çok da sıcak olsa mutlaka 2-3 saat süren öğleden sonra yürüyüşlerine çıkardı. Bu yürüyüşler sadece dinlenme ve rahatlama amaçlı değil; ayni zamanda müziği için ilham bulmak içindi. Bunun ardından evine dönen Beethoven, geceleri çok nadiren eserleri üzerinde çalışır, genellikle kitap okurdu. Saat onu geçmeden ise mutlaka uyumuş olurdu.

Beethoven hayat boyunca zatürre, tifo, erythema gibi birçok hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldı. 1826’da kardeşi Karl ile Gneixendorf’ta yaptığı tatilin ardından Viyana’ya dönüşünde, siroz hastalığı iyice ilerlemiş, yataktan kalkamaz olmuştu. 26 Mart 1827’de hava iyice bozmuş, durmadan yağmur yağıyordu. O sırada akan büyük bir şimşekle Beethoven’in odası aydınlandı. Aynı anda, yumruğunu havaya kaldıran Beethoven’in gözleri birkaç saniyeliğine hayata meydan okurcasına açıldı, ve ardından bir daha açılmamak üzere kapandı. Doktorlar bunun Beethoven’in anlamlı bir hareketi değil, sadece ışığa karşı bir tür refleks olduğunu söylemektedirler. Beethoven yaklaşık 30.000 kişinin katıldığı bir cenaze töreninin ardından Wahring mezarlığına defnedildi. 1888’de ise naaşı Viyana Merkez Mezarlığı’na Schubert’in mezarının yanına aktarıldı.

Beethoven’in 9 senfonisi, 5 piyano konçertosu, bir keman konçertosu , bir piyano keman ve çello için üçlü konçerto, 32 piyano sonatı ve birçok oda müziği eseri bulunmaktadır. Sadece 1 opera bestelemiştir. Orijinal ismi Elonore olan Fidelio operası en güzel operalardan biridir. Beethoven’in başarıyı yakaladığı en önemli yapıtları ise senfonileridir. İlk senfonisini 1800 yılında tamamlamıştır. Eroica isimli 3. senfonisini Napolyon’a adamıştır. Bu dönemde Napolyon birçok ülkeyi, o ülkelere bağımsızlık getireceğini vaat ederek işgal ediyordu. Napolyon kendi yazılarında bunun sadece savaşa girdiği ülkenin direncini kırmak için bir taktik olduğunu söyler. Napolyon’un kendini imparator ilan etmesinin ardından Beethoven ithafını geri çekti. 9. senfoni ise gelmiş geçmiş en iyi senfoni olarak değerlendirilebilir.

Beethoven yavaş çalışan bir müzisyendi. Üzerinde çalıştığı eseri oya gibi işlerdi. Taslakları incelendiğinde başlangıçta önemsiz gibi görülen çalışmalar, sonunda eşsiz bir esere dönüşür, minuet mükemmel bir scherzo olurdu. Müziği, ifade gücü ve teknik olarak çok üst seviyedir. Daha enerjik ve dinamik eserler üretebilmek için Mozart’ın müziğindeki eleganslıktan uzak durmuştur. Ayrıca Mozart’ın müziğinde pek görülmeyen bilinçaltı dünyası Beethoven’in yapıtlarında önemli bir yer tutar. Eserleri klasik formda olmakla birlikte, özellikle Op. 109 piyano sonatıyla beraber Romantik Döneme geçişi hızlandırmıştır. (bkz. bilgievi.net)
  


4 yorum:

  1. kesinlikle bu sezonun en iyi oyunlarından.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Herkese hitap etmiyor yalnız. Salonda bir memnuniyetsizlik sezdim haksız olarak

      Sil
  2. evet güzeldi fakat fizyoterapiste hemşire diyehitap edenekadar.nerde görülmüş aceba hemşirenin ALS hastasını tedavi ettiği...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tedavi etmiyordu sadece hareketleri gösteriyordu. Sanırım hemşire de bilir o hareketleri. Pek bir bilgim yok ama...

      Sil

Her türlü soru, eleştiri, isteğinizi, görüşünüzü lütfen hakaret içermeyen cümlelerle yazın. Seve seve hepsine cevap veriyorum...